2011 Oscarları’nda En iyi Yabancı Film adayı olan Yunan Kynodontas filmi son zamanlarda izlediğim en saçma ve sıkıcı filmlerden biri. Aman diyim, sakının.
Film izlemeyi seviyorum. İzleyeceğim filmleri seçerken mümkün olduğunda o film hakkında az şey bilmeye çalışıyorum. IMDB notuna bakıyorum, kullanıcı yorumlarının başlıklarına bakıyorum, bazen oyuncuları biliyor oluyorum. Tamam, bu film hakında bunları yapmadım ama 2011 Oscarları’nda En iyi Yabancı Film adayı olmuş bir filmin bu kadar kötü olabileceğini düşünmemiştim.
Kynodontas (Köpek Dişi) filmi Yunanistan’da şehir dışında bir evde yaşayan bir ailenin hikayesini anlatıyor. Baba fabrikada çalışıyor, anne, 2 kız ve 1 erkek çocuk, hiç bir şekilde evden çıkmadan yaşıyorlar. Korku politikası ile çocukların dışarı çıkmasını engelleyen anne-baba, çocukları evde, kendi bildiklerince eğitiyorlar.
Şimdi, filmin benim tam anlayamadığım bir hikayesi olabilir, konu Yunanistan için önemli olabilir ama hiç bir yerinden tutamadığım bir film. Öncelikle, hani 1980lerde Rus kanallarında (ki yakın zamanda kadar vardı) filmlerin üstüne tek kişi dublaj yapar dı ya, kadın, erkek farketmeden, duygusuz bir ses tonu ile, işte filmdeki karakterler hep öyle konuşuyor. Filmde hep bir şey olacak diye bekledim. Yani hiç dışarı çıkmayan çocukların gerçek dünyadan önlerine bir şey geldiği zamanki salak saçma davranışlaır sempatik olsa da 2-3 sahneyi geçmeyen bu bölümler filmi kurtarmıyor. Elbette filmde anlatılmak istenen şey dünyanın bir yerlerinde, hatta Yunanistan’da, bu tip ailelerin olabileceğini anlatmak belki ama filmi zor bitirdim.
Filmin IMDB notu 7.2. Ben 5 bile vermezdim. Zaman zaman +16 yaş sınırını zorlayan ponografik görüntülerin de olduğu bu filmi izlemenizi tavsiye etmem. Ha, Oscar’a aday tüm filmleri izleyeceğim diye takıntınız varsa, garip filmleri seviyorsanız, izleyecekseniz +16 uyarımı dikkate alın…
